Özay @ozay
- Sosyal

Aleyna Tilki: 10 Yıl Sonra Los Angeles’da Konser Vermezsem, Ev Hanımı Olurum

Genç şarkıcı Aleyna Tilki verdiği röportajda, “10 yıl sonra Los Angeles’da konser vermezsem, ev hanımı olurum” diyerek iddialı bir çıkış yaptı.

17 yaşındaki Aleyna Tilki son şarkısı ‘Sen olsan Bari’ ile dünya müzik listelerinde yerini aldı. Tilki verdiği röportajda iddialı bir hedef koyarak, 10 yıl sonra Amerika’da konser... Devamını gör

Genç şarkıcı Aleyna Tilki verdiği röportajda, “10 yıl sonra Los Angeles’da konser vermezsem, ev hanımı olurum” diyerek iddialı bir çıkış yaptı.

17 yaşındaki Aleyna Tilki son şarkısı ‘Sen olsan Bari’ ile dünya müzik listelerinde yerini aldı. Tilki verdiği röportajda iddialı bir hedef koyarak, 10 yıl sonra Amerika’da konser vermezse ev hanımı olacağını söyledi.
“10 YIL SONRA LOS ANGELES’DA KONSER VEREMEZSEM EV HANIMI OLURUM”

Aleyna Tilki, Cengiz Semercioğlu’na verdiği röportajda dünya starı olacağına inanadığını şarkısının dünya müzik listelerinde yer aldığını söyledi. “10 yıl sonra Los Angeles’da konser vermezsem, ev hanımı olurum” diyerek de iddialı bir açıklama yaptı.

Beğen Paylaş Favori Yorum yap
Özay @ozay
- Sosyal

Eşiyle Tartışıp Yatağa Girdi, Sabah Kalktığında Cesediyle Karşılaştı

İngiltere’nin Somerset kontluğunda yaşayan üç çocuk annesi Ashley Murray eşiyle tartıştıktan sonra eşinin koltukta yatmasını istedi. Sabah kalktığında ise eşinin cesediyle karşılaştı.

İngiltere’de Ashley Murray isimli kadın, eşiyle tartıştıktan sonra o gece koltukta yatmasını söyledi. Ertesi gün uyandığında ise koltukta eşinin cansız... Devamını gör

İngiltere’nin Somerset kontluğunda yaşayan üç çocuk annesi Ashley Murray eşiyle tartıştıktan sonra eşinin koltukta yatmasını istedi. Sabah kalktığında ise eşinin cesediyle karşılaştı.

İngiltere’de Ashley Murray isimli kadın, eşiyle tartıştıktan sonra o gece koltukta yatmasını söyledi. Ertesi gün uyandığında ise koltukta eşinin cansız bedenini buldu.

İŞİ YÜZÜNDEN TARTIŞTILAR

Ashley, eşi Mikey ile 2007 yılında tanıştı. Üç yıl sonra evlendiler. Ashley’nin bir önceki evliliğinden bir kızı vardı. Çiftin bir de 2013 yılında ikizleri oldu. Mikey halı yıkama işi yapıyordu. Bazen haftanın her günü bazense de günde 16 saat çalışıyordu.
Mikey işten eve döndüğünde çok yorgun oluyordu. Ashley de neden bu kadar çalışıp kendini yorduğuna anlam veremediğinden eşine kızıyordu. Ailenin paraya ihtiyacı olduğunu biliyordu. Ancak eşini hep yorgun görmek onu sinirlendiriyordu.

UYANDIĞINDA EŞİNİN SURATI BEMBEYAZDI

Bir gece hiç beklenmedik bir şey oldu. Ashley, Independent’a “O gece eve geldiğinde ayakta duramıyordu. Onu hayatımda hiç bu kadar yorgun görmemiştim. Çok sinirlendim” dedi. O gece Ashley, Mikey’e koltukta yatmasını söyledi. Yine o gece eşini son görüşüydü. Ashley sabah uyandığında salona gitti. Eşinin suratı bembeyazdı.

“SON GECEMİZDE KÜS OLDUĞUMUZU HATIRLADIKÇA KENDİME KIZIYORUM”

Ashley eşini uyandıramadı. Ayrıca vücudu çok soğuktu. Panikledi ve çığlık atmaya başladı. Bayılmadan hemen önce ‘Mikey ölmüş’ diye bağırdı. Komşular hemen ambulans çağırdı. Ashley, “Kendimi o kadar suçlu hissediyorum ki… Koltukta yatmasını söylediğim için vicdan azabı çekiyorum. Son gecemizde küs olduğumuzu hatırladıkça kendime kızıyorum” dedi. Mikey’nin ölümünden sonra Ashley eşinin neden o gün o kadar çalıştığını öğrendi. Meğerse Mikey evlilik yıldönümleri için gidecekleri tatile para biriktiriyormuş.

“BENİ TATİLE GÖTÜRECEKMİŞ ONDAN BU KADAR ÇALIŞIYORMUŞ”

Ashley, “Evlilik yıldönümümüzde beni tatile götürecekmiş ve o yüzden bu kadar çalışıyormuş. Öğrenince kendime daha da kızdım.” dedi.
Mikey’nin ölümü Ashley’nin hayata daha farklı gözle bakmasını sağladı. Şimdi ailesiyle olabildiğince vakit geçirmeye çalışıyor. Otopsi sonuçlarından Mikey’nin uykusunda öldüğü anlaşıldı. Nedeni ise kesin değil. Uzun süre önce Mikey’de bel fıtığı çıkmış.

“SEVDİKLERİNİZ HALA YANINIZDAYKEN ONLARLA İLGİLENİN”

Ashley eşinin cenazesinde, “Sevdikleriniz hala yanınızdayken onlarla ilgilenin ve onları ne kadar sevdiğinizi söyleyin. Her zaman yanınızda olmayacaklar” dedi.
Hikâye insanı duygulandırıyor. Kadının söylediklerinden çıkarmamız gereken dersler var. Siz de eşinizle yatağa asla küs girmeyin.

https://www.haberler.com/esiyle-tartisip-yataga-girdi-sabah-kalktiginda-9896904-haberi/

Eşiyle Tartışıp Yatağa Girdi, Sabah Kalktığında Cesediyle Karşılaştı

İngiltere'nin Somerset kontluğunda yaşayan üç çocuk annesi Ashley Murray eşiyle tartıştıktan sonra eşinin koltukta yatmasını istedi. Sabah kalktığında ise eşinin cesediyle karşılaştı.
Beğen Paylaş Favori Yorum yap
Özay @ozay
- Sosyal

30 Nisan çekilişi kazananları

Kazanan arkadaşlar vereceğim 10 kombinden istedikleri 1 adeti seçebilirler, başka bir ürün isteyenler 60 tllik kupon kullanabilirler(kupon 100 tl ve üzeri alış verişlerde geçerli) Kupon isteyen arkadaşlar facebooktan yazsınlar, saat almak isteyenlerse verdiğim modellerden satın alıp sepetlerine eklesinler ve havale eft seçsinler, her hangi bir ücret ödemeden hediyeleriniz... Devamını gör

Kazanan arkadaşlar vereceğim 10 kombinden istedikleri 1 adeti seçebilirler, başka bir ürün isteyenler 60 tllik kupon kullanabilirler(kupon 100 tl ve üzeri alış verişlerde geçerli) Kupon isteyen arkadaşlar facebooktan yazsınlar, saat almak isteyenlerse verdiğim modellerden satın alıp sepetlerine eklesinler ve havale eft seçsinler, her hangi bir ücret ödemeden hediyeleriniz kapınıza kadar gelecektir.

Malum anneler günü geliyor, kupon kullanarak annelerinize hediye saat, küpe, kolye veya kombin alabilirsiniz, seçim sizin..

Seçebileceğiniz ürünleri bu sayfada paylaştıktan sonra 1 gün içinde siparişinizi geçmeniz şart! Bu konuyu takip edin. Bir kaç gün müsade ediyorum ki kazanan arkadaşlarımız mağdur olmasınlar, bu çekilişte acele etmenize gerek yok.

Seçebileceğiniz kombinler:
https://evlenen.kim/urun/siyah-kot-kordonlu-kiz-kulesi-ic-tasarimli-sevgili-kombini
https://evlenen.kim/urun/siyah-deri-kordon-tasarimli-ic-detayi-renkli-sevgili-saati
https://evlenen.kim/urun/yesil-silikon-kordon-tasarimli-sari-kaplama-metal-kasa-sevgili-saati
https://evlenen.kim/urun/turkuaz-kot-kordonlu-eskitme-kasa-sevgili-saatleri
https://evlenen.kim/urun/siyah-kordonlu-renkli-ic-tasarimli-sevgili-kombinleri
https://evlenen.kim/urun/kiremit-renk-deri-kordon-bronz-detayli-kasa-sevgili-kombini
https://evlenen.kim/urun/siyah-deri-kordonlu-metal-kaplama-kare-kasa-sevgili-kombini
https://evlenen.kim/urun/siyah-deri-kordonlu-metal-kasa-sevgili-kombini
https://evlenen.kim/urun/bronz-kaplama-kasa-detayli-marin-kordon-tasarimli-sevgili-kombini

Kullanabileceğiniz hediye kuponu kodunuz: ek0505
Kupon kodu 100 tl ve üzeri alış verişlerde bütün kategorilerdeki ürünleri satın alabilir.

Hediyelerini alan arkadaşlardan en az 2-3 resim bekliyoruz artık 🙂

Katılım gösteren tüm arkadaşlara teşekkür ediyorum.

Kazanan üyelerimiz:

@elif-tekin
@filiz-zcokun
@cagla-gltkn
@ramazan-safiye-kara
@emine-senturk
@ozge-kalkan
@azade
@mehmet-aydin-kartal
@yeliz-fatma
@gamze-aydin-birankar

https://www.youtube.com/watch?v=MUykuOSaDjw

İMERA - Vazgeçtim (Klip 2016)

Söz: Tuncay TAŞKIN Müzik: Hüseyin ULUSAN Aranje: İmera Stüdyo: İmera Sanat Mix & Master: Yaşar ERDOĞAN Görüntü & Montaj: Fatih REYHAN www.facebook.com/grupim...
Beğen Paylaş Favori Yorum yap
Özay @ozay

LOHUSALIK DÖNEMİNDE CİNSELLİK NASIL YAŞANMALI?!

Doğum sonrasındaki ilk 6 haftalık zaman diliminde cinsellik yaşanmamalıdır. Çünkü doğum sürecinde meydana gelen değişiklikler ile rahim ağzı hala normale dönmemiştir. Bu geri dönüşüm 6 haftalık bir zaman diliminde gerçekleşir (Bu halk arasında ilk 40 gün olarak bilinir.)

Özellikle normal doğumlarda oluşabilen vajinal yırtıkların veya yapıldıysa kesiğin... Devamını gör

Doğum sonrasındaki ilk 6 haftalık zaman diliminde cinsellik yaşanmamalıdır. Çünkü doğum sürecinde meydana gelen değişiklikler ile rahim ağzı hala normale dönmemiştir. Bu geri dönüşüm 6 haftalık bir zaman diliminde gerçekleşir (Bu halk arasında ilk 40 gün olarak bilinir.)

Özellikle normal doğumlarda oluşabilen vajinal yırtıkların veya yapıldıysa kesiğin (epizyotomi) iyileşmesi için de zamana ihtiyaç vardır. Bu ilk 6 hafta içinde bunların iyileşmesi ve enfeksiyon kapmaması için hastalara ilişkiye girmemeleri tavsiye edilir. Zaten bu zaman diliminde çiftler hayatlarında oluşan bu büyük değişime ayak uydurmaya çalıştıklarından, uykusuz gecelerden ve cinsel isteksizlikten yakınabilirler. Ne zaman ki bu zaman dilimi biter ve çiftler artık ilişkiye girebilir, işte o zaman eşlerin birbirlerine çok hassas ve anlayışlı davranmaları gerekir. Çünkü eğer vajinada oluşmuş olan yırtıklar hala iyileşmemişse bu bekleme zamanı biraz daha uzatılabilir.

SAKINCALI VEYA YASAK OLDUĞU DURUMLAR
• Hamilelikte düşük tehlikesi varsa

• Daha önce yaşanmış ikiden fazla düşük hikayesi

• Sebebi açıklanamayan vajinal kanama

• Bebeğin eşinin rahim ağzına yakın yerleşmesi (plesentaprevia)

• Rahim ağzı yetmezliği durumlarında

• Erken doğum tehlikesi ve daha önce erken doğum yapma hikayesi

• Hamilelik kesesinin erken açıldığı, suların erken gelmesi durumu

• Partnerin cinsel yolla bulaşan bir hastalığının bulunması veya taşıyıcı olması (genital bölgede aktif kondiloma veya herpesenfeksiyonu olması)

• Yüksek riskli hamiliklerde (ikiz ve üstü hamileliklerde)

DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN DÜRÜMLAR
¥ Doktor tarafından yasaklandığı durumlarda ilişkiye girmemek v Cinsel ilişki sonrasında az bile olsa herhangi bir kanama durumunu hemen doktorunuzla paylaşmak ¥ Herhangi kimyasal içerikli bir kayganlaştırıcı kullanmamak gerek (illaki kullanılacaksa su bazlı kayganlaştırıcı kullanılması gerekir.)

¥ Cinsel ilişki sırasında göğüs uçları çok uyarılmamalı, çünkü bu uyarı sonucu beyinden oksitosin denilen hormon salgılanır ki bu da rahimde kasılmalara neden olarak erken doğuma sebebiyet verebilir. (Bu, genelde çok sık ve yoğun göğüs ucu stimulasyonlarıyla oluşan bir durumdur.)

“EMZİRMEK HAMÎLE KALMAYI ENGELLEMEZ”

Bilinmesi gereken önemli bir konu da; bebeği emziriyor olmak, hiçbir şekilde hamile kalmaya engel bir durum değildir. Eskilerin emzirmek hamileliği engeller inanışı çok yanlıştır. Evet, emzirme sırasında vücutta bulunan hormonlardan dolayı yumurtalıkların yumurta üretme olasılığı düşük olabilir, ama bu demek değildir ki anne emzirme sırasında hamile kalamaz.

Hamilelikten sonra cinsel hayata geri dönüldüğünde eğer hemen hamile kalmak istemiyorsanız güvenli bir korunma yöntemi seçmeli ve hemen uygulamaya geçmelisiniz.

-DOÇ. DR. BURCU SUE KAFALI

Beğen Paylaş Favori Yorum yap
Özay @ozay

HAMİLELİKTE CİNSELLİK NASIL YAŞANMALI?!

Cinsellik konusu gelişmiş toplumlarda insanların birbirleriyle rahatlıkla paylaşabildikleri bir konuyken, gelişmekte olan toplumlarda halen bir tabu olarak görülür. Eğer hamile kalmak istiyorsanız, ilişkiye girmeniz gerek buna şüphe yok. Peki ya, hamilelikte cinsel ilişkiye girmek ne kadar doğru?

Hamilelik sürecinde tıbbi bir engel yoksa istediğiniz sıklıkta... Devamını gör

Cinsellik konusu gelişmiş toplumlarda insanların birbirleriyle rahatlıkla paylaşabildikleri bir konuyken, gelişmekte olan toplumlarda halen bir tabu olarak görülür. Eğer hamile kalmak istiyorsanız, ilişkiye girmeniz gerek buna şüphe yok. Peki ya, hamilelikte cinsel ilişkiye girmek ne kadar doğru?

Hamilelik sürecinde tıbbi bir engel yoksa istediğiniz sıklıkta ilişkiye girmenizde bir problem veya engel yoktur. Hamilelikte cinsel ilişki sağlıklı bir hamilelik süreci için çok önemlidir. Fakat hormonlardaki değişiklikler nedeniyle yorgunluk mide bulantısı ve göğüslerde meydana gelen şişlik ve ağrı cinselliğe olan isteği değiştirebilir. Aynı zamanda duygu durumunda olan değişiklik de cinsellikteki istekte değişikliklere sebep olabilir. Hamileliğin ve dünyaya gelecek olan yeni bebeğin kadın üzerinde yarattığı duygusal kaygılanmalar kadının cinselliğini etkileyebilir. Hamilelik süresince oluşan değişikliklerden en çok etkilenen çiftler arasındaki cinsel hayattır. Hamilelik dönemi boyunca çiftler arasmda sanki cinsel hayat bitiyormuş gibi yanlış bir algı vardır. Oysa hamilelik, kurallarına doğru uyulduğunda özel hayatın devam edebileceği ve hatta belli ölçüde normal zamanlardan daha da renkli bir hal alabildiği bir dönemin başlangıcı olabilir. Hamilelik yolunda gittiği sürece cinsel yaşamda kısıtlama yapacak herhangi bir sebep yoktur. Üstelik hormon düzeylerindeki artış nedeniyle genital bölgedeki kanlanma arttığından daha kolay uyarılma gerçekleşir ve doğum kontrol kaygısı olmadığından çoğu kadın için daha zevk verici olabilir.

İLK 3 AY

Hamilelik süresince cinsel istek ve beklentiler kişiye göre değişiklik gösterir. Genelde hamileliğin ilk aylarında mide bulantısı kusma ve genel halsizlik nedeniyle ve sonlara doğru karnın büyümesi, hareket alanının kısıtlanması, hamileliğin ağrı ve rahatsızlığı, doğumdan başka bir şeye odaklanamamaktan dolayı genel isteksizlik görülebilir. Pek çok çift hamilelik sırasındaki cinsellikten korksa bile, aslında ilişki hamilelikte düşüğe neden olmaz. Pek çok düşük, hamileliğin oluşumunda ve gelişmesindeki problemlerden dolayı gerçekleşir. Düşüklerin çok düşük bir yüzdesi anatomik yapıdaki yetersizlikten dolayı oluşur. Gelişmekte olan bebek rahim içinde amniyotik sıvı sayesinde ve özellikle de rahimdeki sağlam ve güçlü kaslarla korunur. İlk 3 ayda hamileliğiniz iyi ilerlediği ve tıbbi bir yasaklama olmadığı sürece istediğiniz herhangi bir ilişki pozisyonunu seçebilirsiniz. Yine aynı şekilde oral cinsellik de yaşanabilir. Sadece ve sadece eşlerin bilmesi gereken, oral ilişki sırasında vajina içine hava üflenmemesidir. Çünkü bu durum çok nadir de olsa hava embolisi gibi hayati tehlike arz eden bir duruma yol açabilir. Kadınlar yeni gelişen bebeklerini düşündükleri için en kaygılı zamanlarını hamilelik süresince geçirseler bile hormonlarında olan değişiklikten dolayı genelde çok mutludurlar ve genital bölgede olan kanlanmanın artışı nedeniyle arzuları da çok yüksektir. Genital bölgedeki kanlanma artışı hassasiyeti ve hazzı artırır ki bu da çiftin çok daha haz almasını sağlar.

İKİNCİ 3 AY

Anne adayı bu ikinci 3 ay döneminde hamilelik öncesi enerjisine ve normal yaşamına geri döner. İlk aylarda görülen mide bulantısı, halsizlik ve korku yerini mutluluk hormonlarına bırakır. Aynı zamanda yavaştan yavaştan karnın büyümesi ve bebeğin hareketleri anne-baba adayını birbirine daha yakın kılar ve destekler. Fakat hamileliğin bu sürecinde erkeklerin yüzde 72’sinde cinsel aktivitede azalma tespit edilmiştir. Baba adaylarının yüzde 40’ında libido ve cinsel istekte azalma görülür. Hamilelik döneminde cinsel hayat konusunda yeterli bilgi ile; bu zor, ama geçici dönem çok daha kolay atlatılabilir. Hamilelikte yaşanan cinsel birliktelik eşlerin çok farklı deneyimleri yaşamalarına olanak verir ve birbirlerine destek olduklarını gösterirler.

Aynı zamanda erkeğin hamile eşine bu yönde gösterdiği ilgi, hamileliği süresince vücutta olan istem dışı değişikliklerden dolayı oluşan kendine güven duygusunun yerine gelmesinde büyük katkıda bulunur ve geçirmekte olduğu psikolojik ve fizyolojik değişimi en az zararla kabullenmesini sağlar. Aynı zamanda hamileliği süresince mutlu olan kadının bebeği de bu mutlu duygusal durumdan pozitif bir şekilde etkilenir. Hamilelik süresince cinsel ilişkinin yasak veya sakıncalı olduğu durumların hastanın doktoru tarafından çifte açıklanması ve nedenlerin konuşulması gerekir. Hamilelikle birlikte büyüyen rahimdeki kan alımı da çok artar ve buda anne adayı eğer orgazm olursa çok daha güçlü, yoğun ve hazzı yüksek hislere sebebiyet verir. Hemen orgazm sonrası bebek hareketlerinde biraz azalma olabilir ki, bu normal bir tepkidir, ama kısa bir sonra yine normal hareketlerine geri döner.

SON 3 AY

Bu son 3 aylık zaman sürecinde kadının vücudunda çok hızlı değişiklik oluşur ve doğum sürecinin yaklaşmasıyla meydana gelen kaygılı süreç dönemine girilmesinden dolayı duygu durumunda dalgalanmalar olabilir. Hamilelikte bebeğe ve anneye zarar vermeyecek pozisyonlar tercih edilmelidir ve bu konu çiftin doktoru ile hamileliğin başında konuşulmalıdır. Çünkü hamilelik öncesi tercih edilen sevişme pozisyonlarından bazıları hamileliğin bu sürecinde sağlıklı olmayabilir. Örneğin; anne adayının sırt üstü uzandığı ve erkeğin üstte olduğu misyoner pozisyonu olarak bilinen ve yüzde 80 çiftin tercih ettiği bu pozisyonun hamilelik süresince terk edilmesi gerekir. İlk 3 aydan sonra bebekle birlikte büyüyen rahim, sırt üstü yatan anne adayının kalpten çıkan büyük damarlarına baskı yapar ve böylelikle rahim/ plesenta ve doğal olarak bebek yeterince kan alamaz. Aynı zamanda baskıdan dolayı anne kalbine yeterince kan dolaşımı gerçekleşemez. Bundan dolayı anne adayı baş dönmesi ve nefes darlığı hissedebilir ve hatta bayılabilir. Bu nedenle kaşık pozisyonu olarak bilinen kadının yan yattığı veya üstte olduğu pozisyonlar tercih edilmelidir.

Beğen Paylaş Favori Yorum yap
Özay @ozay

KADIN ORGAZMININ ANATOMİSİ, KADINLAR NASIL ORGAZM OLURLAR?

Kadın orgazmını tarif etmek ve nasıl ulaşılacağına dair bilgi vermek çok zordur. Çünkü kadın orgazmı kadının cinsel tatmini ve beyninin aynı anda aynı şeye konsantre olması ile ilgili bir durumdur. Kelime anlamını söylemek gerekirse kişiden kişiye değişen çeşitli cinsel uyaranlarla birlikte beynin de uyarılması ile başlayan ve bu uyaranların etkisiyle kişide... Devamını gör

Kadın orgazmını tarif etmek ve nasıl ulaşılacağına dair bilgi vermek çok zordur. Çünkü kadın orgazmı kadının cinsel tatmini ve beyninin aynı anda aynı şeye konsantre olması ile ilgili bir durumdur. Kelime anlamını söylemek gerekirse kişiden kişiye değişen çeşitli cinsel uyaranlarla birlikte beynin de uyarılması ile başlayan ve bu uyaranların etkisiyle kişide hem fiziksel hem de ruhsal olarak algılanan rahatlama hissidir. Orgazma ulaşmak için en önemli şeyin dokunsal uyaran olduğu düşünülse de aslında dokunmaya gerek olmadan da orgazma ulaşmak mümkündür.

Buna en güzel örnek uyku sırasında rüya ile hazza ulaşmadır. Görsel işitsel uyaranlar ve kişisel fantezi şeklindeki uyaranlar da kadını orgazma ulaştıran uyaranlar arasındadır. Kadınlar orgazm olmadan önce; dış genital bölgedeki uyarılmalara bağlı olarak erekte olur ki bu da damarlardaki genişlemeye bağlıdır. Kan damarlarının genişlemesi ile dış genital bölge ve vajina bölgesinin büyüme göstermesi, hassasiyetin artmasına sebep olur ve bu da orgazma ulaşmak için en önemli basamaktır. Kadın orgazma ulaşmadan önce nefes alış verişlerinde hızlanma ve kalp ritminde artış, meme uçlarında dikleşme ve aynı zamanda yüz ve göğüs bölgesinde yine kanlanmadaki artışa bağlı olarak kızarıklıklar görülebilir. Beyinden gönderilen sinyallere bağlı olarak kişiden kişiye değişiklik gösteren farklı hisler yine orgazm olmadan önce veya esnasında hissedilebilir, mesela ayak altında artan ısı hissi, ateş basma hissi, terleme, ani baş ağrısı, gülme hissi, ağlama hissi ve uyku hali gibi…

Orgazm kadının anatomisine ve uyaran şekilde göre değişiklik gösterebilir Klitoral orgazm veya G noktasının uyarılmasına bağlı olarak gerçekleşebilir. Aslında her ikisi de aynı şekilde orgazm hissi verebilir. Kadınların yüzde 70-75 kadar bir kısmı direkt klitoral sitimilasyon ile orgazm olurken geri kalan şanslı kesim ilişki esnasında ekstra bir sitimulasyona ihtiyaç duymadan orgazma ulaşabilir.

Bir de son zamanlarda herkesin merakla öğrenmeye çalıştığı orgazm (squerting) var ki bunun henüz bir Türkçe karşılığı yok, ama yine de bu durumu Türkçeye çevirmeye çalışırsak buna fışkırtma veya kadın boşalması denebilir.

Bu orgazm ya da boşalmaya ulaşabilmek için G notasına sürekli hafif basınçlı masaj yapmak lazımdır ve kadının daha önceden mesanesini boşaltması ve mesanesinin boş olduğunu bilmesi gerekir. Çünkü boşalma olmadan önce hissedilen his, çis yapma hissi ile aynı olabilir. G noktasından boşalmaya ulaşıldığında erkeklerden farksız bir şekilde kadından yaklaşık 10-20 mİ veya daha fazla şekilde sıvı gelimi olur ki bu sıvı kokusuz, renksizdir ve idrarla karıştırılmamalıdır. Çiftlerin cinsel birliktelik sırasındaki konsantrasyon noktası aynı anda orgazma ulaşmak olmamalıdır. Eğer ulaşılıyorsa süper, ama aynı zamanda olmuyorsa unutulmamalıdır ki herkesin uyarılması ve uyaranlara verdiği fiziksel cevap başkadır. Kadınların hazza ulaşma süreleri erkeklerden daha fazla zaman alabilir. Bu yüzden sabırlı olmakta ve ön sevişmeyi uzun tutmakta fayda vardır.

SAĞLAMAK İÇİN İLİŞKİDE NE TUR DEĞİŞİKLİKLER YAPILMALIDIR?

Doğru kişi seçimi, doğru zaman ve uyaranla genel sağlık durumu yerinde olan her kadın orgazm olabilir. İlişki sırasında erkek ve kadının aynı anda orgazm olmaya çalışması gibi yanlış bir anlayış vardır. Erkek ve kadınların uyarılma ve uyaranlara verdikleri tepkiler tamamen farklı olduğu için aynı anda orgazma ulaşmak çok gereksiz bir çabadır. Eğer aynı anda orgazma ulaşabiliyorsa bu onlara verilmiş çok güzel bir lütuf ve şanstır. Sağlıklı bir ilişkide olması gereken kadının ön sevişme sırasında erkekten önce orgazma ulaşması ya da ilişki sırasında orgazma ulaşmasıdır. Ve unutulmamalıdır ki hiçbir çift kendini belli kalıplara ve kurallara uydurmamalıdır. Her çiftin normali bir diğerinden farklı olabilir. Kadınların ilişki sırasında orgazma ulaşması için önce kendilerini çok iyi tanımaları gerekir. Bu da ancak kadının kendi vücudunu kendi kendine ya da eşiyle keşfetmesi ile mümkündür. Kadın eğer mastürbasyon yaparak nasıl hazza ulaşacağını bilirse ilişki esnasında da eşini yönlendirip neyin kendine daha çok zevk verdiğini belirtebilir. Kadın kendisini, vücudunu tanımıyor ve neyin kendine zevk verdiğini bilmiyorsa bu durumda zaten kadın bir adım geriden cinselliğe başlatıyor demektir. Orgazma ulaşmada problem varsa bu konu kadınların doktorları ile konuşması gereken bir durumdur.

Beğen Paylaş Favori Yorum yap
Özay @ozay

Kadınlar için cinsellikte ilk deneyim

Cinsellik söz konusu olduğunda birçok çift tabulara takılıp kalıyor. Oysa neredeyse yemek-içmek kadar yaşamın zorunlu bir parçasıdır seks. Bu konudaki eksik ve yanlış bilgiler ise maalesef çiftlerin önce cinsel hayatlarını sonrasında da birlikteliklerini olumsuz etkileyebiliyor. Birçok çift, bebek sahibi olma aşaması da dahil cinsellik hakkında merak ettiklerini... Devamını gör

Cinsellik söz konusu olduğunda birçok çift tabulara takılıp kalıyor. Oysa neredeyse yemek-içmek kadar yaşamın zorunlu bir parçasıdır seks. Bu konudaki eksik ve yanlış bilgiler ise maalesef çiftlerin önce cinsel hayatlarını sonrasında da birlikteliklerini olumsuz etkileyebiliyor. Birçok çift, bebek sahibi olma aşaması da dahil cinsellik hakkında merak ettiklerini doktorlarına sormaktan çekiniyor. Bazı çiftler cinselliği tam anlamıyla yaşayamadan bile çocuk sahibi olabiliyor. Hiçbir çiftin kendini belli kalıplara ve kurallara uydurmaması gerektiğini, her çiftin normalinin bir diğerinden farklı olduğunu belirten Kadın Doğum Robotik Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Burcu Sue Kafalı, çiftlerin ilk deneyimden hamilelik ve doğum sonrası döneme kadar cinsellikle ilgili bazı noktalara dikkat ettikleri sürece mutlu olabileceklerini söylüyor.

İLK DENEYİM

Sağlıklı ve mutlu bir ilişkiyi devam ettirebilmek, çiftlerin birbirleriyle iyi geçinmesine bağlı olduğu kadar cinselliğe de bağlıdır. Kadın-erkek ilişkisini yüzde 100 olarak kabul edersek bunun yüzde 50 sini çiftlerin ikili ilişkideki birbirleriyle geçinmeleri, diğer yüzde 50’lik kısmını ise cinsellikteki uyumları oluşturur. Ve bu dilimlerden herhangi birini çıkarırsanız o ilişki yürümez. Yani ne kadar da iyi geçinilen bir çift olursanız olun eğer cinsel hayatımz eşinizle iyi değilse ilişkiniz tehlikede denilebilir. Bu yüzden çiftlerin birbirleriyle iyi geçinmelerinin yanında birbirlerini cinsellik açısından anlamaya ve tatmin etmeye çalışmaları gereklidir. Cinsellik hiçbir toplumda ve zaman diliminde çok rahat konuşulamamıştır ve tabuların arkasına gizlendirilmiştir. Böylelikle pek çok kişide cinselliği kulaktan kulağa ya da kendi iyi ya da kötü tecrübelerinden öğrenmiş ve neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilmeden cinselliği yaşadığını zannetmiştir. Halbuki cinsellik günlük hayattaki yemek içmek kadar önemlidir. Bilinmesi ve yaşanılması gereken bir durumdur. Bu konuda bilinen yanlışlar ve eksikler çiftleri olumsuz etkileyebilir ve içinden çıkılmaz bir duruma sokabilir. Uzmanlar tüm hastaların muayeneleri sürecinde rahat olmalarını ve cinsellikle ilgili olabilecek bütün sorularını sormalarını isterler. Eğer mümkünse bu konular konuşulurken eşleriyle birlikte gelmeleri tavsiye edilir. Çünkü bu konular en güzel, yargısız ve eğitici bir şeklide o zaman konuşulabilir.

KADINLAR İÇİN İLK CİNSEL İLİŞKİ

Gündelik yaşama bakıldığında neredeyse etraftaki her şey cinsellikle ilgilidir. Arkadaşlarla yapılan konuşmalar, TV şovları, dizilerdeki ana konular, magazindeki yazılar, filmler vb. Bu konu bu kadar konuşulurken ve gündemdeyken neyin doğru olduğunu kestirmek ve ilk ilişki için karar vermek çok zor olabilir. İlk ilişki ve kızlık zarını kaybetmeyi düşünmek heyecanlı bir zaman dilimi olabilir ve size kaygı verebilir. Şunu unutmamak gerekir; ilk deneyim için belli bir yaş ve zaman yoktur ve bu kişiden kişiye değişebilir. Cinsel olarak aktif olmak, kişiden kişiye değişen anlamlara gelebilir ki bu çiftler arasında değişik aktiviteler doğurabilir. Aslında cinsellik paylaşımdır. Her iki taraf içinde rahatlatıcı ve haz veren bir zaman dilimidir. Bir kadının ilk cinsel birlikteliği çok önemlidir. Çünkü yaşadıkları, ondan sonraki bütün yaşamını farkında olmadan etkileyebilir. Bazen cinsel ilişkide problem yaşayan, uyarılma problemleri olan, cinsel dürtü azlığı yaşayan bayanlarda veya orgazm olamayan bayanlarda aslında detaylı bir hikaye alımı yapıldığında altta yatanın aslında geçmişteki travmatik bir cinsel ilişki olduğu görülebilir.

İLK DENEYİM KADINLAR İÇİN DAHA ÖNEMLİ

Kadınlar için ilk deneyim erkekten daha önemlidir. Çünkü ilk deneyimle vajina girişindeki anatomik yapı yani kızlık zarı etkilenir ve yırtılır. Bu durum hali hazırda kadına bir stres kaynağıdır. O yüzden de erkeğin çok anlayışlı, sakin, sevecen ve dinleyici bir modda hareket etmesi ve bayanı hazırlaması gerekir. Netice itibariyle hazırlıksız, uygun olmayan koşullarda ve özellikle de bu konudaki sorumluluğunu ihmal eden bir erkek ile beraber yaşanan bir cinsellik, kalıcı psikolojik etkiler yaratabilir. Hiçbir zaman ilk ilişkiyi aceleye getirmemek gerekir ve kadının tamamen kendini hazır hissetmesi sağlanmalıdır. Ön sevişme ile genital bölge uyarılmalı ve orada kayganlık sağlanmalıdır. Böylelikle penisin içeri girmesi kolaylaştırılmalıdır. Böylelikle kızlık zarında yarattığı basınç ve sürtünme en aza indirilir.

İlk ilişkinin yaratabileceği ağrı veya rahatsızlık hissinin tolere edilebilir hale gelmesi yine çiftlerin birbirleri ile olan iletişimine, desteklerine ve birbirlerini o an için hazırlamalarına bağlıdır.

İLK İLİŞKİDE HER KADINDA KANAMA OLMAYABİLİR

İlk ilişki esnasında kanama olmaması, bizim kültürümüzde ve dünyada pek çok farklı kültürlerde bayanın daha önce ilişkiye girdiği şeklinde anlaşılır. Ama bu çok yanlış bir yargıdır. Çünkü bazen kızlık zarı çok elastik olabilir ve ilişki esnasında yırtılmaz ve bir kanama yaratmaz. Bazı durumlarda erkeğin penisinin büyüklük olarak yeteri kadar kızlık zarı üzerinde basınç yaratamaması veya ilk deneyimdeki tecrübesizlikten kanama gerçekleşmeyebilir. Aynı zamanda her kadının anatomik yapısı farklıdır. Eğer kızlık zarı üzerindeki damarlanma çok değilse yırtılma gerçekleşmez ve kanama olmayabilir. Bu yüzden kanama olmaması kadının bakire olmadığı anlamına gelmez.

Beğen Paylaş Favori Yorum yap
Özay @ozay
- Sosyal

BEKÇİ ANNE SENDROMU NEDİR, NASIL TEDAVİ EDİLİR?!

Aşırı korumacı ve kaygılı anneler günümüzde “Bekçi anneler” olarak anılıyor artık. Bu tür bir yaklaşım ise maalesef, çocukların bireyselliklerine ket vuruyor.

Çocuklar gerçekten de korunmaya muhtaçlar. Ancak bu konuda aşırıya kaçılmamalı. Çünkü anne-babası tarafından aşrı koruma altına alınan çocuklar annelerine bağımlı, hiçbir şeyi kendi... Devamını gör

Aşırı korumacı ve kaygılı anneler günümüzde “Bekçi anneler” olarak anılıyor artık. Bu tür bir yaklaşım ise maalesef, çocukların bireyselliklerine ket vuruyor.

Çocuklar gerçekten de korunmaya muhtaçlar. Ancak bu konuda aşırıya kaçılmamalı. Çünkü anne-babası tarafından aşrı koruma altına alınan çocuklar annelerine bağımlı, hiçbir şeyi kendi başına yapamayan yetişkinler oluyorlar. Bekçi anneliği, genellikle kişinin kendi ailesinden kopya etliğini söyleyen US Psikiyatri Enstitüsü nden Uzman Çocuk ve Ergen Psikoloğu Aynur Sayım, bu durumdaki annelerin nasıl bir yol izleyebileceklerini anlattı. Ayrıca bekçi anne olduğunu düşünen annelerle görüştük ve kendilerine “Bu durumu düzeltmek adına bir şeyler yapıyor musunuz? ” diye sorduk.

NASIL BİR SENDROM?

Bekçi anne kavramı, annenin çocuğunun kendisinden farklı bir varlık olduğunu fark etmemesi, çocuk için kaygı duyması ve onun birey olmasına izin vermemesi anlamını taşır. Her anne-babanın hayatındaki dönüm noktası çocuk sahibi olmaktır. Bu mutluluk, kişinin yaşayacağı en mükemmel duygudur. Ve kuşkusuz her anne-baba, çocuğu için her şeyin en güzelini ister. Çocuğun sağlıklı gelişebilmesi; anne-babanın bu role hazır olması ve çocuk eğitimini bilmesine bağlıdır. Öncelikle eşler evlilik ilişkilerini değerlendirmeli, ebeveynliğe hazır olup-olmadıklarını tartışmalı ve sonrasında çocuk sahibi olmaya karar vermelilerdir. Bu tartışma kişilerin özgüveni, evliliğe yükledikleri anlam, eşlerin birbirinden beklentileri ve güven duygularını kapsamalıdır.

ANA SEBEPLERİ NELER OLABİLİR?

HEPİMİZ AİLEMİZİ MODELLERİZ. ANNE-BABALIK ROLLERİMİZİN GELİŞMESİNDE AİLEMİZİN ROLÜ BÜYÜKTÜR. ÇOĞU KEZ “AYNI ANNEM GİBİ KONUŞTUM, ANNEM DE BÖYLE YAPAR “ FARKINDAUĞINI HEPİMİZ YAŞAMAZ MIYIZ? REPERTUARIMIZDA ÖĞRENDİĞİMİZ DAVRANIŞ ŞEKİLLERİ VARDIR VE BİZ ONLARI KULLANIRIZ. ÇÜNKÜ BİZİM DE KİŞİLİĞİMİZ BU ŞEKİLDE ŞEKİLLENMİŞTİR.

ANNE-BEBEK İLİŞKİSİ

Bebek, ihtiyaçlarının yerinde, zamanında ve gerektiği kadar karşılandığı durumda kendisini güvende hisseder. Büyüdükçe özellikle 2-3 yaş döneminde annenin tutumları oldukça önem kazanır. Çünkü bu dönem kritik dönemlerden en önemlisidir. 2-3 yaş dönemi, çocuğun kendisinin ve dış dünyanın farkına vardığı, öğrenme ve dış dünyayı keşfettiği dönemdir. Dünyayı keşfetmenin, ona sahip olmanın hazzını yaşayan çocuklara annenin engelleyici, korumacı ve müdahaleci yaklaşımı zarar verir. Bu dönemde aile, çocuğunun kendisine güven duygusunu geliştirmesine yardımcı olmalıdır. Bunun için gerekli güvenlik önlemlerini alarak, çocuğa kendisini gerçekleştirmesi için fırsat vermek ve ona özgür bir alan sunmak gerekir.

Bu dönem, çocuğun sosyalleşmesi ve bireyselleşmesi için çaba gösterdiği, uğraştığı bir dönemdir. Çocuktan ayrılamayan anne, onu da kendisine bağımlı kılar. Çocuğa yeni denemelerinde fırsat vermez. “Ay aman düşersin, dikkat et, uf olursun” gibi müdahalelerle çocuğunu korumak uğruna, onun kendisini korumak için davranış şekli geliştirmesine müdahale etmiş olur, bu da çocuğun kaygı duymasına yol açar. Sorun aslında annenin kendi kaygısıdır. Çocuk bu durumda kendisini güvende hissetmez ve kendisini koruması için annesine yapışır. Anneden ayrışamayan çocuklar bu çocuklardır. Özellikle anaokuluna, ilkokula başlarken annesini bırakmayan çocuk, annesi olmadan nasıl davranacağını öğrenmediği için kaygı yaşar ve artık bu, psikiyatrik yardım alınması gereken bir durumdur.

Annenin kendi depresyonu, psikiyatrik ve fiziksel rahatsızlıkları da bu dunıma neden olabilir. Ayrıca fiziksel bir engel ya da psikiyatrik rahatsızlığı nedeniyle yeterli becerileri geliştiremeyen çocukların anneleri de bu tutumu geliştirir.

COCUKVE ANNE NASIL ETKİLENİR?

* Bu tutum kaygıyı ifade eder. Çocukta da tehlike algısı oluşabilir. Kendine güvensizlik, ilcriki dönemlerde atılgan olmayan bir kişilik, korkular, kaygılar, fobiler ve sosyal becerilerin gelişmemesi gibi sonuçlar ortaya çıkar. Çocuğun anneye bağımlı olması, onun okul başarısını ve arkadaş ilişkilerini de etkiler. Anne de bağımsız olamadığı için kendisinin de yaşam kalitesi düşer,

stres düzeyi artar, kendisini çaresiz hisseder ve günlük aktivitelerini aksatır.

* Diğer kardeşler için de aynı durum söz konusudur.

Bu tutuma sahip anne, diğer çocuklarına da bu şekilde davranacağı için her biri ile ve sorunlarla fazlaca ilgilenmek zorunda kalır. Eş ilişkisi ve aile içi ilişkiler olumsuz şekilde etkilenir.

* Yapılan çalışmalarda boşanmaların önemli sebeplerinden birisi de; annelik rolüyle ilgili sorun yaşayan annenin eşine ilgisiz kalması ve tutum farklılıklarıdır.

* Çocuk yeterli sosyal ilişki yaşamazsa, ilişki ve iletişim biçimlerini öğrenemez. Sosyal kaygı ve sosy’al fobi ortaya çıkabilir. Eve misafir istemeyen ve misafirliğe gitmek istemeyen çocukların büyük bir kısmı bu nedenle böyle davranır. Bu durumda komşuluk ve akrabalık ilişkileri de zayıflayabilir.

BEKÇİ ANNE OLMAK İSTEMİYORSANIZ…
* Çocuğun dünyaya gelmesiyle birlikte ailenin yaşam tarzı değişecektir. Bu değişimin sağlıklı oluşması önem taşır. Günümüzde pek çok klinikte etkili anne-baba olmak, iyi anne-baba olmak gibi çalışmalar yürütülmektedir. Amaç, ebeveynlerin çocuklarını tanımaları ve onların bilişsel, sosyal ve duygusal gelişimlerinin en sağlıklı biçimde oluşması için imkan sunmalarını sağlamaktır.

* Öncelikli amacımız; çocuğumuzu hayata hazırlamak ve kendi başına yaşamını sürdürebilecek yetileri kazandırmanın görevimiz olduğunu aklımızdan çıkarmamak olmalı.

* Annenin çocuklarıyla konuşurken kullandığı dil çok önemlidir. Duygularımız doğaldır, birbirimizin duygu ve düşüncelerini sözel ifadeler ve beden diliyle algılarız. İletişim, kişilerin birbirlerine (bilinçli ya da bilinçsiz olarak) duygu ve düşünceleri aktardıkları süreçtir.

Çocukla güçlü iletişim kurmanın birinci basamağı, onun duygularını ve düşüncelerini olduğu gibi kabul etmek ve dinlemektir. Dinleme, etkin dinleme (katılımla dinleme), pasif dinleme (edilgin dinleme) ve kapı aralayıcı mesajlarla dinleme şeklinde olur. Pasif (edilgin) dinleme; herhangi bir yorum katılmadan, jest ve mimiklerle çocuğunuzu dinlediğinizi hissettirmeniz şeklindedir.

Etkin dinleme (katılımlı) ise söylediği sözleri açarak tekrar etmek ve kendi çözümlerini bulmasında yardımcı olmak şeklindedir.
* Çocuğun duygu ve düşüncelerini anlamak, yani empatik yaklaşılması birinci kural olmalıdır. Çocuğa saygı duymak, gerçekçi, doğal davranmak ve onu dinlemek çok önemlidir. Onunla göz teması kurmayı unutmayarak bunu yapmalı ve mutlaka dokunsal temas artırılmalıdır. Nerede, ne zaman, nasıl, ne söylenileceği iyi belirlemeli ve akıcı, sade bir dil kullanmaya çalışılmalıdır.

* Kardeş veya arkadaşlarıyla çocuğun kıyaslanması, aile içi şiddet, toleranslı ya da baskıcı tutumlar, çocukla empati kurulamaması, annenin çocuğu anlamaması, ödülün ya da cezanın fazla ve yanlış kullanılması, aile büyüklerinin müdahaleleri, çocuktan beklentilerin onun kapasitesi veya gelişim dönemine oranla yüksek olması gibi yanlış tutumları sıkça görülüyor. Aile içi iletişimin kaliteli olması, ailenin kullandığı iletişim dilinin sağlıklı olması, etkili iletişimin anne-baba tarafından kullanılması, çocukla empati kurulması, çocukluk gelişim dönemlerinin bilinmesi, iyi gözlemci olabilmek, çocuğu anlamaya çalışmak, ona zengin uyaran sunmak, gelişimin bir bütün olduğunu ve çocuğun gelişim döneminin gerektirdiği derecede beceriler kazanabileceği unutulmamalıdır.

kesinlikle ben BİR BEKÇİ ANNEYİM

14.Ş aylık oğlum Çınar Uras’a kendimden başka kimsenin daha iyi bakabileceğini düşünmüyorum ve güvenmiyorum. Olabileceklere karşı fazla dikkatliyim. Beslenmesini, yemesini içmesini, uykusunu, kısacası gelişimini araştırıp, her şeyin en iyisini yapmaya çalışıyorum ve çocuğuma yetebilmek için elimden geleni yapıyorum. Dezavantajı olarak diğer aile bireylerine fazla fırsat vermediğim için en çok yorulan, ama yılmayan ben oluyorum.

Çocuğum dışında diğer aile bireyleriyle eskisi gibi ilgilenemiyorum. Özellikle eşime fazla fırsat vermiyorum ve bu da maalesef bir baba olarak beceriksiz hissetmesine neden oluyor. Bunun ileride de böyle devam etmesinden korkuyorum. Ayrıca işten geldiğimde tüm gün çocuğumdan ayrı kalmanın verdiği vicdan azabı ve suçluluk duygusu ile çocuğumu mutlu etmeye ve onu ağlatmamak için elimden geleni yapmaya çalışıyorum. Her denildiği yapıldığı için ileride sorun olabileceğini düşünüyorum. Son olarak çocuğumdan ayrı yatmayı ona ihanet gibi görüyorum. Bekçi anneliğimi düzeltebileceğimi düşünüyorum, ama bunun için açıkçası çabalamıyorum. En son ayrı yatırmak için yatağını düzenledim. Ama hala beraber yatıyoruz. Sanırım, hala gönüllü kölelikten, yani bekçi anne olmaktan memnunum.
SENEM YILMAZER / Yönetim Asistanı

DÜZELTMEK ADINA ÇABALIYORUM

Mutlaka her çalışan annenin yaşadığı kaygıları ben de yaşıyorum. Yemeğini yedi mi, kakasını yaptı mı, kaç kere yaptı gibi sorular sürekli aklımda.

2.5 yaşındaki kızım Mina Derin’in yanında olamadığım için, kontrol mekanizmamı sürekli açık tutmakta zorunlu olduğumu hissediyorum.

Bu telaşın getirdiği ve önüne geçemediğim taraflarım da ortaya çıkıyor. Ona benden başka kimsenin benim kadar iyi bakamayacağı düşüncesine kapılıyorum elimde olmadan. İlgimin en üst düzeyde olmasının, kendimce bir karşılığı var. Bu şekilde onunla geçiremediğim zamanın arasını kapatıyorum gibime geliyor. Kendime vakit ayıramamamın getirdiği stresi yaşıyorum tabii ve bazen bunu kızıma da yansıtıyorum.

Ama her seferinde derin bir nefes alıp yoluma tekrar devam ediyorum. Zaman zaman pedagog görüşü alarak ve kitap okuyarak, araştırarak en doğrusunu bulmaya çalışıyorum. Onun bir birey olduğunun farkındayım, ama ben de anneliği ilk kez deneyimliyorum. O benden, ben de ondan, birbirimizden çok şey öğreniyoruz. 3 sene öncesine baktığımda, o noktadan buraya çok yol kat ettiğimi görebiliyorum. Kızımı çok seviyorum ve her gün varlığı için şükrediyorum. Hiçbir çocuğun anne ve babasız kalmaması dileğiyle…

HANİFE MEMİŞOĞLU AYKUTLUĞ Reklam Satış Koordinatörü

Beğen Paylaş Favori Yorum yap
Özay @ozay
- Sosyal

AİLECE SOSYALLEŞİN

Çocukların gelişimi açısından sosyalleşmeleri çok önemlidir. Peki, siz anne-baba olarak onları sosyalleştirmek için neler yapmanız gerektiğini biliyor musunuz?

Biz çocukluğumuzda evlerimizin bahçelerinde, sokaklarında oynardık… Herkes herkesi tanırdı, arkadaşımız çoktu… Dolayısıyla da sosyalleşmek şimdiki gibi özellikle çaba sarf edilmesi... Devamını gör

Çocukların gelişimi açısından sosyalleşmeleri çok önemlidir. Peki, siz anne-baba olarak onları sosyalleştirmek için neler yapmanız gerektiğini biliyor musunuz?

Biz çocukluğumuzda evlerimizin bahçelerinde, sokaklarında oynardık… Herkes herkesi tanırdı, arkadaşımız çoktu… Dolayısıyla da sosyalleşmek şimdiki gibi özellikle çaba sarf edilmesi gereken bir konu olmaktan çok uzaklı. Çiinkü zaten hemen hepimiz, en azından evimizde, apartmanımızda, bahçemizde, mahallemizde yeterince sosyaldik. Yakın çevremiz içinde, sevgi ve güvenle büyürdük… Ama gelişen teknoloji ve koşullar sayesinde yaşam şekilleri değişti. Arlık sosyalleşmek için anne-babalar çocukları için alternatiller düşünmek durumundalar. Çocuklar için sosyalleşmenin önemini ve alternatifleri Özel Mavi Aile Danışma Merkezi’nden Psikolojik Danışman Tuğba Gürçağ Yarız anlattı. Unutmayalım, sosyalleşmek çocuklara sınırsız ve yaratıcı kocaman bir dünyanın kapılarını açar.

SOSYAL GELİŞİM

İnsan kültürel ve sosyal bir varlıktır. İnsanların sağlıklı bir hayat sürdürebilmeleri, içinde bulundukları fiziksel ve sosyal çevreye uyum sağlamaları ile ilişkilidir. Bireyin neredeyse tüm yaşamı, içinde bulunduğu çevreye uyum sağlama çabası içinde geçer. Bu uyum çabası doğum ile başlar ve gelişim göstererek ömür boyu sürer. Tüm bu nedenlerle sosyal gelişim ve sosyalleşme kavramları yaşamımızda büyük önem taşır. Sosyal beceri; toplumsal beklentilere uygunluk gösteren, kazanılmış davranış yeteneği olarak tanımlanır. Kişinin sosyal uyarıcılara özellikle grup yaşamının baskı ve zorunluluklarına karşı duyarlılık geliştirmesi, grubunda ya da kültüründe başkalarıyla geçinebilmesi ve uygun davranışlar sergileyebiliyor olması, sosyalleşme olarak tanımlanır. Diğer insanları anlamak, onlara uyum göstermek, çevredeki norm ve değerlere uygun davranış kalıpları geliştirmek, grubun kural ve değerlerine uymayı öğrenmek sosyalleşme ile mümkün olur. Sosyalleşme, yaşam boyunca devam eder.

ÇOCUKLARDA SOSYALLEŞME

Çocukların genel gelişim özellikleri içerisinde sosyal gelişim alanı, çok önemli bir yer tutar. Bebeğin doğumu itibarı ile çevre ile etkileşime geçme çabası, göz kontağı kurma denemeleri, isteklerini ifâde etmek için ağlaması; çocuklarda sosyalleşmenin ilk basamakları olarak düşünülebilir. Bebekler başlangıçta sadece anne-baba ve bakım veren kişi ile temas halinde olduklarından ve her türlü ihtiyaçları bu kişiler tarafından karşılandığından; ilk güven ilişkisini bu kişiler ile kurarlar ve bu ilişkiler, ileride yaşanacak sosyal gelişim basamaklarının temel taşlarını oluşturur. İhtiyaçları tutarlı bir şekilde karşılanan, sevgi ile büyütülen, kendini güvende hisseden yani bebeklik döneminde güvenli ve sağlıklı ilişkiler ve bağlar kurabilen çocuklar; diğer bireyler ile ilişki kurabileceklerini, onlara da güvenebileceklerini öğrenir ve sağlıklı sosyalleşmenin gelişimi bu şekilde başlamış olur.

Doğum ile 1 buçuk yaş arasındaki sosyal gelişim böyle ilerlerken; çocuk yavaş yavaş annesinden ayrı bir birey olduğunu, kendi ayakları üzerinde durabileceğini, becerileri geliştikçe bazı şeyleri kendi başına yapabileceğini fark ettikçe yeni bir sosyal gelişim aşamasına geçer. 1.5-3 yaş arasındaki bu evrede çocuklar güvenli ortamlarda serbest kalmaya ve bir şeyleri başarmaya ihtiyaç duyarlar. Bu dönemde çocukların sosyal gelişimine etki edecek bir diğer önemli beceri de karar verme becerisidir. Kendisine fırsat tanınan, karar verebilen, tek başına bir şeyler başarabilen çocuklar; ileride daha sosyal ve kendine güvenen bireyler olurlar.

Bu nedenle anne-babalar, çocuklarına fırsat vermeli, güvenli denemelere çocuklarını teşvik etmeli ve yüreklendirici olmalıdırlar. Zorlamak değil destek olmak, anne-babaların unutmaması gereken en önemli noktadır. Bunların yanı sıra 2-4 yaş dönemi, çocukların arkadaş ilişkileri ile tanışmaya başladıkları bir dönemdir. Bu dönemde çocukların birbirleriyle olan iletişimlerinde net bir artış görülür. Yavaş yavaş birbirlerinin oyunlarına ilgi göstermeye ve birlikte oyun oynamaya başlarlar. Yaşları ilerledikçe birlikte uyumlu bir şekilde oynama becerileri de artar ve iki kişilik gruplar yavaş yavaş büyür. Bu aşamada ailelerin çocuklarına arkadaş ve oyun fırsatı sağlayacak olanaklar yaratması ve teşvik edici olması çok önemlidir.

Bazı aileler bu yaş döneminde çocuklarını oyun gruplarına götürmeye başlar, bazıları ise ev ortamında çocuklarını yaşıtları ile buluşturacak fırsatlar yaratmayı denerler. Tüm bu adımlar, çocukların bu yaş dönemi gelişimleri için gerekli ve sağlıklı deneme fırsatlarıdır. 3-6 yaş dönemi ile birlikte çocukların merak ve sorgulama becerileri iyice gelişmektedir ve bu beceriler sosyal gelişime de hız kazandırır. Çocuklar yaşıtları ile daha çok vakit geçirmeye ve iletişimde olmaya ihtiyaç duyarlar, oyun kurma ve oynama becerileri iyice gelişir. Tüm bu gelişim noktaları, çocukların daha sosyal olma ihtiyacı ile paralel ilerler. Bu dönemde çocuklar, ev dışında bireyler ile vakit geçirmeyi evde olmaya tercih etmeye başlayabilirler, çünkü ev artık onları sosyal anlamda daha az doyurmaya başlamıştır. Tam da bu noktada anaokulları, çocukların hayatında yer almaya başlar. 6 yaş ve sonrası sosyal gelişimin okul ile birlikte iyice geliştiği ve şekillendiği bir dönemdir. Bu yaş itibarı ile çocuklar, içinde bulunmak istedikleri sosyal ortamları ve kişileri tercih etmeye başlarlar ve bu ortam ve kişilerden keyif alarak vakit geçirirler.

PEKİ NASIL?

Tüm bu sosyal gelişim özellik ve dönemleri, çocukların ve ailelerin kişilik ve gelişim özelliklerine göre dönemsel olarak farklılıklar gösterebilir, ancak gelişim aşağı yukarı bu seyirde ilerleyecektir. Bu noktada ailelere düşen en önemli görevler;

Çocuklarınızı tanıyın Nelerden hoşlanır, nelerden keyif alırlar? Neyi yapmayı severler? Hangi alandaki becerileri daha güçlü? Bunları fark etmek için çocuklarınızı gözlemleyin ve gelişim alanlarını öğrenin. Hangi yaşta hangi alanlarda hangi gelişim özellikleri sergileniyor? Bunları araştırın ve bilin.

Çocuklarınızın görerek öğrendiğini unutmayın

Çocuğunuzun bir beceriyi edinmesini istiyorsanız onu ilk önce siz sergilemelisiniz. Eğer sosyal bir çocuğunuz olsun istiyorsanız, ilk önce siz sosyal ilişkiler kurmalı ve bunlan sürdürerek çocuğunuza model olmalısınız.

Çocuğunuzun kişiliği olduğunu unutmayın Elbette herkes sosyal çocukları olsun, kaliteli ilişkiler kursun ve bunları yürütsün ister. Ancak bu noktada unutulmaması gereken; çocukların kişilik özellikleri olduğu ve bu özelliklerin siz nasıl istiyorsanız öyle şekillenemeyeceğidir. Bazı çocuklar daha dışa dönük ve daha rahat iletişim kuran çocuklar olabilir, bazı çocuklar ise daha içedönük olabilir ve güvende hissettikleri az sayıda kişi ile daha mutlu zaman geçirmeyi tercih edebilirler. Bu durumda çocuklarınıza saygı göstermek ve onların isteklerini kabul etmek ancak gelişmeye açık olduğunu düşündüğünüz yönleri geliştirmeleri için çocuklarınızı teşvik etmek, uygun bir yol olacaktır.

Bebekliğinden itibaren çocuğunuzu sosyalleşmeye teşvik edin

Çocuklarınızın uygun ortamlar ve hava koşullarında ev dışı ortamlarda zaman geçirmelerini sağlamak, açık havada vakit geçirmek, park-sahil gibi ortamlar ile temas etmek ve bu sayede dış dünyanın da uygun şartlarda güvenilir bir ortam olduğunu bebeğimize hissettirmek sosyal gelişim için çok önemli bir adımdır.

Günümüz koşullarının üzerimizdeki etkilerini unutmayalım Değişen günümüz koşulları, sokakta-bahçede oynayamayan dolayısıyla eve-televizyona-teknolojik aletlere daha bağlı bir nesil yetişmesine sebep olur. Bu durum da çocukları daha çok eve, daha çok bireyselliğe ve daha az sosyalliğe iter. Bu noktada en büyük görev; anne-babalara düşer. Çocuklarınızı ev dışında farklı sosyal ortamlarda bulunmaya teşvik etmek, bu ortamları bulmak ve farklı programlar yapmak önemlidir.

Bebeklikten itibaren kitap, müzik ve oyuncak çocuğunuzun hayatında olmalı

Çocukların sosyalleşebilmesi için ilk adım, kendilerini ifade edebilmeleridir. Bunun için de ilk basamak sağlıklı bir dil becerisi gelişimidir. Bu gelişimin sağlanabilmesi için çocuklara kitap okumalı, müziğe hayatınızda mutlaka yer vermeli ve onlar ile yaşlarına ve beceri düzeylerine uygun oyuncaklar ile oyun oynayarak kaliteli zaman geçirmelisiniz.

Çocuklarınızla sohbet edin Sosyal gelişimin bir diğer aşaması da kurulan iletişimin siirdürülebilmesidir. Bunun için de kaliteli bir ifade becerisinin sağlanması gerekir. Anne-baba olarak çocuklarla sohbet etmek, onları dinlemek, anlamaya çalışmak, empatik olmak, duygularını anlamak ve anlatmak, sorun çözme becerisinin gelişimi için akıl yürütmek, uygun çözüm yolları bulmak için muhakeme yapmak ve tüm bu alanlarda çocuklara model olmak çok önemli ve çocukların beceri gelişimi için mutlak koşullardır.

Tiyatro ve sinema; olmazsa olmazlar

Çocukların yaş ve gelişim düzeylerine uygun sinema ve tiyatro oyunlarına gitmesine fırsat yaratın. Böylece hem birlikte vakit geçirmiş hem de çocukları yaşıtları ile aynı ortamda buluşturmuş olursunuz. Ayrıca sonrasında belli bir konu üzerinde konuşma ve akıl yürütme şansı da ortaya çıkar.

Oyun grupları ve anaokuliarına devam Çocukların yaş ve gelişim dönemlerine uygun zamanlarda yaşıtları ile vakit geçirmesi, iletişim kurması, paylaşımda bulunması, oyun oynaması, sosyal-duygusal-bilişsel-fiziksel-dil gelişimi gibi tüm alanlarda gelişimlerinin kaliteli bir şekilde devam edebilmesi için en önemli aşama; oyun grupları ve anaokullarıdır. Eğer koşullar buna uygun değilse; evde çocukları yaşıtları ile bir araya getirebilir ve aktiviteler ile zenginleştirerek kendi oyun gruplarınızı yaratabilirsiniz.

Spor yapmaya hayatlarında yer verin

Sportif aktiviteler; tüm gelişim alanları için mutlaka hayatlarında olmalıdır. Hem kural-sınır ve disiplin kavramlarını öğrenmek ve hayatınızda düzenli bir aktiviteye yer vermek hem de sosyalleşmek, aynı arkadaşlar ile aynı zaman diliminde aynı aktiviteleri yapmak için spor birebirdir. Eğer buna ayıracak kaynak yoksa; parklar-bahçeler-yürüyüş yolları gibi olanakları spor için kullanabilir, bir grup oluşturabilir, bunu hem kendiniz hem de çocuklar için yapabilirsiniz.

Çocuklarınızın kararını sorun bir yere gidilecekse, bir yemek yenecekse, alışveriş yapılacaksa, kıyafet seçilecekse; çocuklarınızın da birer birey ve söz hakları vardır. Karara katkı yapmalılar.

Bu katkılar ve kararlar, onların özgüven ve benlik algısı gelişimine mutlak katkı sağlayacaktır. Bu sayede çocuklar isteklerini her ortamda ifade edebileceklerini öğrenecek ve bunu okulda, sporda ve her türlü sosyal ortamda yapmaya motive olacaklardır.

Açık havayı değerlendirin

Günümüzde alışveriş merkezleri, anne-babalar için hayatı kolaylaştırıcı, her şeyin bir arada bulunduğu, bütün günün geçirilebileceği mekanlardır. Ancak açık hava, hem sağlık açısından hem sosyalleşme, yeni kişiler ile tanışma ve yeni gruplara dahil olma hem de çeşitlilik açısından daha çok tercih edilmelidir. Mahalle arası çocuk parkları, sahiller, yürüyüş parkurları, piknik alanları, ormanlık alanlar, hayvanat bahçeleri ve spor sahaları gibi alanlara hayatınızda daha çok yer vermeye olanak sağlamalısınız.

Çocuğunuza aşırı korumacı, baskıcı veya serbest tutumlar sergilememelisiniz

Her alanda olduğu gibi çocuğunuza karşı sergilediğiniz yaklaşımlarda da dengeli, tutarlı, demokratik ve destekleyici bir tutum sergilemelisiniz. Baskı, koruma ve serbestliğin fazlası, çocuğunuzun her türlü gelişim alanını olumsuz yönde etkiler, özellikle sosyal ve duygusal gelişimini sekteye uğratır. Elbette evinizde kurallar olmalı, herkes bunlara uymalıdır. Çünkü kurallar, sosyal hayata uyum için mutlak koşullardan biridir. Ancak bu noktada yaklaşımların dengeli ve gelişime katkıda bulunacak dozda olması gerekliliğini unutmamalısınız.

“ÇOCUKLARINIZI SOSYAL HAYATA HAZIRLAYIN”

Çocuğun sosyal dünyası doğumuyla birlikte oluşmaya başlar. Annesi, babası ve bakımını üstlenen kişiler gocuğun sosyal gelişimi için ilk adımları atarken zaman içinde bu kişilere arkadaşlar da eklendikçe çocuğun sosyal dünyası hızla büyür. Çocuğun her yönden gelişimi birbiriyle paralel şekilde gerçekleştiğinden her alandaki ilerlemeler birbirini etkiler. Bu nedenle anne-babalara düşen görev; çocukları için olumlu bir gelişim ortamı düzenleyerek onları sosyal hayata hazırlamak ve desteklemektir.

– PSİKOLOJİK DANIŞMAN TUĞBA GURÇAĞ YARIZ

Beğen Paylaş Favori Yorum yap
Özay @ozay

Lansinoh ürünleri müşteri yorumları

‘Lansinoh bana her zaman güven verdi’

Çalışma hayatına geri dönen annelerin en büyük destekçisi Lansinoh, ürünleri ile anne sütünün devamlılığını sağlamaya yardımcı oluyor.

Annelerin güvendiği markalardan olan Lansinoh, emzirmeye yardımcı ürünleri ile (alışan annelerin de her zaman yanında. Lansiııolı markasını tercih cdcıı annelerden... Devamını gör

‘Lansinoh bana her zaman güven verdi’

Çalışma hayatına geri dönen annelerin en büyük destekçisi Lansinoh, ürünleri ile anne sütünün devamlılığını sağlamaya yardımcı oluyor.

Annelerin güvendiği markalardan olan Lansinoh, emzirmeye yardımcı ürünleri ile (alışan annelerin de her zaman yanında. Lansiııolı markasını tercih cdcıı annelerden biri de iki çocuk annesi ve ayııı zamanda da bir Amerikan ıııedikal firmasının İş liirimi Yöneticisi İrem Durukaıı. Lansinoh ürünlerinin kendisine giivcn vermesi ve iş seyahatlerinde bile yanından ayırmayacak kadar pratik olması bu markayı tercih etmesinin nedenlerinden sadece birkaçı. İşte İrem Durukaııin Lansinoh ile tanışma öyküsü…

Anne olmaya nasıl karar verdiniz?

Anne olmaya, hem bedensel hem de fiziksel açıdan hazır olduğum bir dönemde karar verdim.

Bebeklerinizi kucağınıza aldığınızda neler hissettiniz?

Büyük oğlum Ali’yi ve ikinci oğlum Efe’yi normal doğumla dünyaya getirdim. İkisini de doğal yolla kucağıma almam, o anı çok daha özel ve duygusal yaptı.

îş hayatına geri dönmeden önce ne gibi hazırlıklar yaptınız?

İş hayatına ilk oğlum Ali’de 3 aylıkken, Efe’de ise 5 aylıkken döndüm. İlk günden itibaren Lansinoh 2’si 1 Arada Göğüs Pompası ile sütümü sağarak stokladım. Lansinoh hem süt saklama poşetleri hem de göğüs pompası ile bana her zaman çok güven verdi.

Emzirme sürecinizi anlatır mısınız?

Efe şu anda 9.5 aylık, hala anne sütü almaya devam ediyor. Benim mobil bir çalışma ortamım var. Bazen dışarıda toplantı sırasında veya yolculuk esnasında (bu uçak bile olabiliyor) sütümü sağmam gerekebiliyor. Bu nedenle evden çıkarken her zaman yanımda göğüs pompam, süt saklama poşetlerim ve buz kabım var. Belirli zaman aralığında sütümü sağıp aynı zamanda iş hayatıma devam edebiliyorum.

Çocuk ve iş arasında nasıl denge kuruyorsunuz?

Bazen çocuklarıma yeterli vakit ayıramamaktan sıkıntı duysam da; çalışan, üreten annelerin çocuklarıyla daha pozitif ve kaliteli zaman geçirdiklerine inanıyorum.

Bebek ürünleri alırken dikkat ettiğiniz noktalar neler?

Bebek ürünlerinde zararlı maddelerin olmadığı ve kullanışlı olan, kaliteli ve bilinen markaları almaya dikkat ediyorum.

Lansinoh markasıyla nasıl tanıştınız? Lansinoh markası ile ilk oğlum Ali’nin doğumunda tanıştım. Emzirme sürecinin o çok acılı dönemini Lansinoh HPA Lanolin Göğüs Ucu Kremi ve göğüs pedlerini kullanarak daha kolay atlatmıştım. Efe’nin doğumuyla Lansinoh 2’si 1 Arada Elektrikli Göğüs Pompası ve Süt Saklama poşetlerini kullanmaya başladım. Ayrıca göğüs pompasının içinden çıkan Lansinoh Biberon Emziği’ni, Efe çok kolay kabul etti ve emmeyi de bırakmadı.

Lansinoh’u tercih etmenizin sebebi nedir? Lansinoh. bebek ürünleri arasında en güvenilir markaların başında geliyor. Anne ve bebek arasındaki en özel bağ olan emzirme döneminde, ürünleriyle annelere çok destek oluyor.

Kullandığınız ürünler neler?

HPA Lanolin Göğüs Ucu Kremi, Göğüs Pedleri, 2’si 1 Arada Göğüs Pompası, Saklama Poşeti ve son olarak Natural Wave
Biberon ile bebeğim de ben de anne sütü alımı sürecinde güvendiğimiz; bu markayla yolumuza devam etmekteyiz.

Lansinoh ürünlerinin kullanım kolaylığı açısından size sağladığı faydalar neler? Lansinoh 2’si 1 Arada Göğüs Pompası’m hazırlamak çok rahat, aynı şekilde temizlemesi de. Her iki göğüsten aynı anda süt sağmaya olanak tanıyarak minimum zamanda maksimum anne sütü sağlıyor. Uyarı ve sağım fazları var. bebeklerin doğal emme ritmini taklit ederek kolay ve etkin sağım imkanı sunuyor. Hızlı ve düşük emme gücüyle memeyi anne sütü üretimi için uyarıyor. Sonrasında da sağdığım sütü poşete çok kolay şekilde doldurup buzluğa koyuyorum. Efe’ye bu sütler Lansinoh NaturalVVave Biberon ile veriliyor. Benim emzirmeyi devam ettirmemdeki en büyük yardımcım Lansinoh Biberon’dur. Çünkü Lansinoh Biberon’dan bebekler, anne memesinden beslendiği teknikle besleniyor. Dolayısıyla Efe emmeyi bu biberon sayesinde terk etmedi.

Anne-babalara tavsiye eder misiniz?

Lansinoh ürünlerini kullandıktan sonra birçok anne adayına ve doğum yapmış arkadaşıma aldırttım. Ürünlerin güvenirliği, kalitesi ayrıca yedek parça temininin kolaylığı Lansinoh ürünlerini tercih etmek için yeterli.

Özellikle kullanmaları için gerekli nedenlerinizden biri nedir?

Ürünlerin bebeklere ve anneye zararlı maddeler içermemesi, özellikle BPS kullanılmadığını sadece Lansinoh’ta gördüm. Kullanım kolaylığı, emzirmeyi destekleyen ürünleri olması, güven vermesi, satış sonrası desteğinin kalitesi ve hızı, annelerin kullanmaları için gerekli nedenlerin başında geliyor.

Beğen Paylaş Favori Yorum yap